Danişmend Derneği’nde düzenlenen söyleşi programında Yönetmen Murat Çeri, Necip Fazıl Kısakürek'in Bir Adam Yaratmak eserinin sinemaya aktarılma sürecini katılımcılarla paylaştı.
Danişmend Derneği önemli bir kültür sanat etkinliğine daha imza atarak sinema dünyasında yankı uyandıran bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Türk edebiyatı ve tiyatrosunun mihenk taşlarından olan Bir Adam Yaratmak adlı müstesna eserini beyaz perdeye taşıyan Yönetmen Murat Çeri düzenlenen söyleşi programında konuklarla bir araya geldi. Doç. Dr. Onur Taydaş'ın moderatörlüğünü üstlendiği ve geniş bir katılımcı kitlesinin ilgiyle takip ettiği programda eserin sinemaya aktarılma sürecinde yaşananlar, çekim aşamaları ve filmin sanatsal derinliği kapsamlı şekilde ele alındı. Katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif bir nitelik kazanan ve hafızalarda iz bırakan etkinlik çekilen zorlukların ardındaki başarı hikayesini gözler önüne serdi.
SİNEMADA SANATSAL ÖZGÜNLÜK
Yönetmen Murat Çeri sinema dünyasındaki yolculuğunu anlatırken yapımın uluslararası alandaki yansımalarına değindi. Eseri Almanya'ya gönderdiklerini fakat politik unsurlar barındırmadığı gerekçesiyle orada beklenen karşılığı bulmadığını ifade eden Çeri, sinema sektöründe politik olmanın kendi milletine ve öz değerlerine karşı durmak şeklinde yorumlandığını belirtti. Bu tür bir yaklaşımı ve beklentiyi asla kabul etmediklerini vurgulayan deneyimli yönetmen, Türkiye'de uzun süredir derinlikli fikri tartışmaların yapılamamasından ve fikri zeminlerin zayıflamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Geçmiş dönemlerdeki insan devşirme yöntemlerinin günümüzde Batı tarafından yönetmen devşirme stratejisi olarak uygulandığına dikkat çeken Çeri, milli unsurlara sahip çıkmanın önemini anlattı. Yapımın devletin zirvesinde kabul gördüğünü, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gösterildiğini ve galasına üst düzey katılım sağlandığını aktaran yönetmen, buna karşın eserin arzu edilen düzeyde bir ilgiyle karşılaşmadığını sözlerine ekledi.
SİNEMA TARİHİNE GEÇEN İŞ BİRLİĞİ
Filmin çekim iznini alma sürecindeki hatıralarını paylaşan Murat Çeri, telif hakları konusunda Mehmet Kısakürek ile yollarının nasıl kesiştiğini anlattı. Mehmet Kısakürek'in Sivas'ta askerlik yaptığı dönemde Necip Fazıl'ın isteği üzerine kendisini ziyaret eden Hüseyin Akkaya Hoca vesilesiyle bu izne ulaştıklarını belirten Çeri, görüşmelerde maddi konuların hiçbir şekilde gündeme gelmediğini ifade etti. Verilen izindeki tek şartın eserin aslına sadık kalınarak değiştirilmeden çekilmesi olduğunu aktaran yönetmen, dilde yapılan basitleştirme ve sadeleştirme hamlelerinin sanatta sıradanlığı beraberinde getirdiğini savundu. Genç nesilleri her zaman daha üst bir dil seviyesine davet etmek gerektiğinin altını çizen Çeri, başrol oyuncusu Engin Altan Düzyatan'ın başlangıçta dilde sadeleşme talep ettiğini fakat kendisinin Necip Fazıl'ı Türk edebiyatının Shakespeare'i olarak niteleyip aslına dokunulmaması gerektiği yönündeki argümanıyla oyuncuyu ikna ettiğini belirtti. Başarılı aktörle yürütülen kaliteli iş birliği sayesinde sinema tarihine geçecek nitelikte bir yapıtın ortaya çıktığını vurguladı.
PERDEDEKİ GÖRSEL ZENGİNLİK
Çekimler esnasında gösterilen titizliğe ve kalite arayışına dikkat çeken Murat Çeri, popüler projelerde tekrardan kaçınan başrol oyuncusuna sahnelerin memnuniyet verici ideali adına yeri geldiğinde on sekizinci tekrarı yaptırdıklarını paylaştı. Oyunculara hak ettikleri değer verildiğinde ve ortaya nitelikli bir iş konulduğunda profesyonel ilişkilerin de aynı ölçüde kaliteli bir boyuta ulaştığını ifade etti. Birçok ünlü ismin Hüsrev karakterini ücret talep etmeden oynamak istediğini fakat kendilerinin Engin Altan Düzyatan ile çalışmayı tercih ettiklerini, sanatçının da bu rolle kariyerinde kalıcı bir esere imza attığını belirtti. Filmin kurgusal dengesini bozmadan görsel estetiği zenginleştirmek amacıyla sinema diline ünlü tabloları dahil ettiklerini açıklayan Çeri, yapımda toplam yirmi üç adet ünlü tabloyu beyaz perdeye yansıttıklarını kaydetti. Bu doğrultuda metnin ruhunu tamamlayan bir unsur olarak Amiş Efendi'nin derin anlamlar barındıran hat levhasını da filme entegre ettiklerini ve Necip Fazıl'ın kendi tablosunu da şahsını sürece dahil etmek adına kullandıklarını dile getirdi.
GENÇLİĞE ADANAN SANAT
Projenin hayata geçmesinde askeri ve sivil idarecilerin de büyük desteğini gördüklerini ifade eden Çeri, Hulusi Paşa'nın filmle yakından ilgilendiğini, askeriyle, oyuncusuyla ve öğretmeniyle aynı ortak duyguyu hissederek seti tamamladıklarını söyledi. Bu çalışma vasıtasıyla belirli kesimlerin hafızasında yer eden yerli zeminlerden nitelikli sanat eseri çıkmayacağı yönündeki kalıplaşmış algıları tamamen yıktıklarını vurguladı. Filmin tamamlanmasının ardından Osman Kısakürek'in yapımı izlerken duygulanıp ağlamasını bir yönetmen için yaşanabilecek en kıymetli ödüllerden biri olarak nitelendirdi. Konuşmasının sonunda Üstad Necip Fazıl'ın her fırsatta dile getirdiği ideal gençlik vurgusuna atıfta bulunan Murat Çeri, bu sinema filmini öncelikli olarak geleceğin teminatı olan gençler için ürettiklerini beyan etti.
